TUZLA'NIN SAKIZ AĞAÇLARI VE ANNEME VEDA

Tuzla Mercan'da yaşarken, iskeleye her yürüdüğümde karşıdaki burunda şekillerine hiç anlam veremediğim ağaçlar görürdüm.Ağaçları hiç yakından görmek gibi bir isteğim de olmadı. Eylül ayının bir Cuma günü annemi kaybettim. Cumartesi toprağa verdik ve o gün bir takım gelenekler ile geçti.Pazar günü Mercan'a döndüğümde üzüntüm iyice çökmüştü üzerime. Hiç bir şey yapmadan acımı yaşıyordum. Öyle yorgundum ki erkenden uyuya kalmışım. Pazartesi sabahı çok erkenden uyandım. Sanki bir boşluğa uyanmıştım. Kahvemi alıp bahçeye çıktım, birden fincanımı bahçede bırakıp üst kata koştum. Makinemi ve 5-6 makara film alıp o buruna gittim. Üstlerinde yaprak bile kalmayan o değişik şekillerdeki ağaçları çekmeye başladım. Eve dönüp filmleri yıkayıp, kontakları basınca anladım ki ben orada annemle vedalaşmıştım. Çünkü benim içimdeki "Sakız Ağacım" yıkılmıştı. Bir daha da o burna hiç gitmedim...

BÜKREŞ YAZARLAR EVİ

Sosyalist dönemde yazarlara tahsis edilen bu binanın küçük bir bölümü günümüzde lokanta olarak kullanılıyor. Yazarlar Evinin bu gün durumu içler acısı halde. Bahçesi yemyeşil ve heykellerle dolu, içerde odalar üstün bir zevki yansıtıyor ama koca bina virane olmuş. İçine girdiniz mi Romanya'nın Sanat, Edebiyat ve Siyasi tarihini binanın her köşesinde hissetmeniz mümkün. Binanın içinde bir film çalışması olduğundan çalışma yapılmayan odaları fotoğraflayabildim. Bükreş'in hemen tamamında bu tür binalar çoğunlukta. Kenti kaplayan bu muhteşem mimari örnekler hemen hemen aynı durumda. Restore edilmeleri mümkün olursa hemen yanıbaşımızda yeni bir Paris oluşabilir.

MAL PAZARI / KARS 2012

-15 derece soğukta köylerinden getirdikleri hayvanlarını sabah altıda satmaya çalışmak ve satamamak insan için nasıl bir işgence bunu anlayabiliyorsunuz Kars Mal Pazarında. Hükümetin hayvancılık politikasını eleştirenlerin, hayvan yemi makarna fiyatı ile eşit diye dalga geçenlerin, her hayvan başına 200 lira komisyonun aşırı yüksek olduğunu anlatanların bu pazarda neler söylediğini yazsam acaba hükümet ders çıkarır mı? Hükümet ders çıkarır mı bilmiyorum ama hayvancılıkla uğraşan pek çok Karslı'nın epey dersler çıkardığı aşikar.
Orada bulunduğum sürede el sıkışarak hayvanını satan tek bir kişiye rastlamadım. "Çekmek istersen el sıkışalım abi" diyenlere de gönlüm razı olmadı...

Kozak Yaylasında Kozalak yayma...

Türkiye'nin çamfıstığı üretiminin büyük bölümü Kozak Yaylasında yapılır. Koca bir dağ fıstık çamları ile kaplıdır. Mayıs 2010 ve Temmuz 2011 de yaptığım iki yolculuk fıstığın hikayesini sizle paylaşmamı sağladı.

İşlemin en zor kısmında mevsimlik işçiler çalışır; kozalakları ağaçlara tırmanarak toplarlar. Hemen her yıl iki üç işçi ağaçtan düşme sonucunda ölmektedir. Bu röportaj onların anısına adanmıştır...

Bütün kış üreticiler çam ağaçlarını özenle korur, gözetir. Ağaçlarının altında hayvanlarını otlatırken ağaçlarına da evlatları gibi davranırlar.

Yazbaşında onlarca metrelik ağaçlara tırmanan mevsimlik işçiler kozalakları ağaçlardan dökerler. Dökülen bu kozalaklar güneşli boş alanlara kuruması ve açılması için yayarlar. Kavurucu sıcağın altında haftalarca çalışılan bu aşamadan sonra içinde fıstık bulunan küçük kozalak taneleri işleme fabrikalarına yollanır. İşleri biten işçiler kazandıkları parayla bir mevsimi daha kazasız belasız bitirmenin keyfiyle memleketlerine döner.


Nissyros'da "Lirik" ustası

Nissyros Adası'nın merdivenli dar sokaklarında dolaşırken üç dört basamak merdivenle çıkılan çok hoş bir kapı gördüm. Kapı aralıktı. Fotoğrafını çekecektim ve kapıyı biraz kapatmak için merdivenlerden çıktım kapı tamamen açıldı. Karşımda çok yorgun, gün görmüş çelebi bir adam belirdi. O Yunancadan başka bir dil bilmiyordu, ben ise Yunancadan her İstanbullu'nun bildiği iki üç kelimeden başka hiçbirşey konuşamıyordum. İçeri buyur ettiği geniş taşlık adamın atölyesiydi ve burada Yunanlıların geleneksel sazı "lirik" üretiyordu. Yaptığı işlemeli sazlar, ben de iyi bir lirik ustası izlenimi yarattı. Böyle durumlarda vücut dili çok işe yarıyor. Türk olduğumu duyunca sempatisi daha da arttı. Fotoğraf çekmeme izin verdi. Öyle ki bir müddet sonra karşılıklı damla sakızı likörü "Skinos" la kadeh tokuşturuyorduk. Atölyesinde bir kaç saat konuk oldum. 

Ha adı mı ne ? Hiç söylemedi ki...